17-08-2009 | Üşenmeyip yazan : Hakan Aytaş | Kategori : İnternet
0

Fizy
Son bir kaç gündür ofiste “Fizy” çılgınlığı aldı başını gidiyor. Youtube‘ un ülkemizdeki akibeti malum. Youtube varken Dailymotion, Metacafe gibi video sitelerine de girmek gelmiyor içimizden. %100 Türk web sitesi olan “Fizy” de bizi çeken birşeyler olduğunu gördük. Tam olarak başından girelim konuya. Mart – Nisan aylarında tanışmış olsamda, Ocak ayında yayına sunulduğunu biliyordum. New York Times‘ ta haberi yapılmış hatta bir Türk yapımı olduğundan bahsedilmişti. Vay anasını dedim. Türk olduğuna ihtimal bile vermiyorken, şaşırdım doğrusu.
Yaratıcısı Robert Yaris. Tabi Türk yapımı dedik ama nerden çıktı bu Yaris diyebilirsiniz. Dedesi İtalyan, anne ve babası Türk olan R. Yaris, önceleri internet reklamcılığına kafa yorup ardından kendi proje şirketini kurmuş. Fizy’ nin yetenekleri bence gayet iyi. 76 milyara yakın parçayı dinleme ve seyretme imkanı sunuyor. Benim bildiğim 26 dil desteği vardı.. Son zamanlarda 27 diyende oldu 28 diyende. Web sitesinde arama-tarama yapmadım ama dil desteği oldukça çok ve bu da Fizy’ nin yurtdışına açılmasında ön ayak olacağının kanıtıdır. Herşey bir yana ilk ayını çıkarmadan bile Youtube’ dan ortaklık teklifi aldığını fazla üzerinde durmadan belirtelim. Bu Fizy’ nin gelecekte ne kadar iyi olacağını ve ne kadar çok rakiplerinin olacağınında göstergesi. Bana göre.
11-08-2009 | Üşenmeyip yazan : Hakan Aytaş | Kategori : İnternet
0
Şimdi dünyanın en popüler, en baba, an şaşaaaaalı sosyal ağ sitesi FaceBook diye söze girmeye gerek yok.. FaceBook işte. Ne zamandır gelişmelerinden haberdar olamıyordum. Bi havalar bi şeyler falan festikan derken baya bi uzak kaldık. Duyduk ki FriendFeed’ i (eş zamanlı haber ve paylaşım sitesi işte) satın almış.
Twitter’ ı almaya gücü yetmemişti… Onu biliyorum.. Hayırlı Friend Feed’ leriniz olsun diyoruz.
11-08-2009 | Üşenmeyip yazan : Hakan Aytaş | Kategori : Yaşam
0

Bicci Conga
İş toplantısı için dün Soli Center‘ daydık. İşimiz gereği merkezin içinde ne kadar iş yeri (cafe, giyim mağazaları vs..) varsa hepsiyle az da olsa sohbet etme imkanı bulduk. Bunlardan biri de Bicci Conga oldu. Soli Center‘ ın ön kapısında alanda yerini alan mekanda oturup üretim sorumlusu ve fikir sahibi Murat abiyle uzun uzun konuştuk. Tabi önce web sitesinden girdik konuya.. Web’ in gerekliliğinden, avantajlarından ve geri dönüşünden bahsettik. Mevcut web sitelerinin eksikliklerini anlattık. Önce o bizi dinledi sağolsun. Ardından sıra geldi Bicci Conga‘ ya.. Yaklaşık olarak 6 senedir bici bici yemeyen biri olarak ilk bakışta; “bildiğin bici bici işte abi”.. dediğim oldu.
Bici bici, yaz aylarında su ve nişastadan üretilip, rendelenmiş buz, gülsuyu, pudra şekerinden hazırlanmış şerbet takviyeleri ile desteklenerek tüketime sunulan mevsimsel, serinletici, eşsiz Akdeniz lezzetidir.
Peki farkı nedir Bicci Conga’ nın….?
-Karpuz, kavun, ananas ve hindistan cevizinin içine konulur.. kavun, gülsuyu, vişne gibi soslarıyla üstüne lezzet katılır. En güzel tarafı ve farkı içine (+18) Malibu, Absolut, Bacardi, Visky gibi içkilerinde katılması. Gerçekten mükemmel oluyor. Henüz Malibu Bicci Conga’ nın tadına bakmadım.. İş dışında uğradığımda Bicci’ nin değil ama Malibu’ nun dibine vuracağım gibime geliyor. Mersin’ de yaşayanlara şiddetle tavsiye ediyorum. Mekan, Soli Center giriş kapısında.. Afiyetle yiyin, benden selam da söyleyin…

Bicci Conga' yı mideye yuvarlayan vatandaşlar :: Bici Bici
Kaynak resimler: bicciconga.com
06-08-2009 | Üşenmeyip yazan : Hakan Aytaş | Kategori : Sinema, Yaşam
0

Geçtiğmiz gün 5 Ağustos pek sevgili Marilyn Monroe’ nun ölüm yıldönümü olduğunu söylemiştik. Bunun yanında en güzel fotoğraflarıyla ve wikipedia ‘ nın da yardımıyla dile getireceğimizi söz vermiştik. Ve sözümüzü tuttuk.
Monroe, aslen Yahudi asıllı olup (asıl adı Norma Jeane Mortenson) Los Angeles Devlet Hastanesi’nde doğmuştur. Yaşadığı dönem içerisinde sinema oyunculuğu, şarkıcılık ve modellik yapmıştır. 20. yüzyıla girdiğimizde sinemanın parlayan yıldızı, seks ikonu ve pop star olma özelliğini taşıyordu. Sinema dönemlerinde yıllarca küçük rollerde rol almış, cazibesi, seksiliği ve güldürme yeteneği sayesinde 50′-60′ yılları arasında patlama yaparak büyük bir yıldız haline geldi. Monroe’ ya şöhretin kapılarını açan film 1952′ de oynadığı ‘Niagara’ filmi olmuştur.
Bu dönemde bir zamanlar verdiği seksi pozlar ortaya çıktı. Monroe, daha sonra basına çıplak pozlar verdiğini ve bunu parasız ve aç kaldığı için yaptığını söyleyerek kariyerini bitirecek olası bir skandaldan kurtulmayı başardı. Bu pozlar daha sonra Playboy’un ilk sayısında yayınlandı.